6.01.2014

CELTA Günlükleri-1

Biri CELTA mı dediiiiii????

Başlık yanıltmasın, "Celta,ya başlıyorum ve her günü sana anlatıcam!!"" gibi bi yazı değil bu okuyacağın... Zaten kursu anlatırken bunun imkansız olduğunu anlayacaksın:)

Celta'yı 11 Nisan'da bitirdim. Başvuruyu, süreci ve sonrasını anlatıcam.

Celta'yı anlatmamın nedeni, başvurmadan önce süreç hakkında yeterli bilgi bulamamam ve internetteki kurumların sahte olma şüphesi. Ve tabii ki diplomayı aldıktan sonra neler oluyorrr? sorusu.

Enjoy ! :)

- CELTA NEDİR?
Celta: Certificate in English Language Teaching to Adults
Yanii  "bu vatandaş, bir native speaker gibi yetişkinlere İngilizce öğretebilir" diplomasıdır. ULUSLARARASIDIR. Fakat ülkemizde geçerli değildir.

- Celta'ya KİMLER BAŞVURABİLİR?
İster eğitim fakültesi mezunu ol, istersen olma; üniversite mezunu herkes başvurabilir. Yabancı dil öğretmenliği okuyanların kursa başvuru sürecinde ve kursta daha rahat ediceklerini düşünüyorum çünkü kurstaki dersler ve başvuru formu, okuldaki derslerden tanıdık gelicek.
Tabii ki belirli bir İngilizce seviyesi olan.

-Neden? Ben İngilizce grameri sular seller gibi biliyorum, katılamaz mıyım?
Katılırsın ama unutma ki dersler full İngilizce anlatılıyor ve aynı (öğretmenlik okuyanlar bilir) stajdaki gibi her gün ders anlatımı var. Diyorsan ki, "ben akıcı bir şekilde İngilizce konuşurum, İngilizce'yi İngilizce anlatırım." hiç düşünme, başvur.

- Celta diplomasını HANGİ KURUM veriyor?
Celta, Cambridge Üniversitesi'nin verdiği bir diplomadır. Üniversitenin anlaşmalı olduğu kurumlar verir. Bu kurumlardan Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de vardır.
(Cambridge University Celta yazıp google da arayabilirsin (http://www.cambridgeenglish.org/tr/exams-and-qualifications/celta/) daha sonra orada sağ alt tarafta en yakın Celta öğretim yeterlilikleri merkezi yeri butonunu tıkla (http://www.cambridgeenglish.org/tr/find-a-centre/find-a-teaching-centre/) Avrupa'da almak istersen şehir ve ülkeyi ona göre seçebilirsin.)
Kursu Türkiye'de almak istersen birkaç şehirde çıkıyor. Ankara için söylüyorum Bilkent'tekine ulaşılamıyor ve bildiğim kadarıyla sadece Bilkent öğretmenlerini kursa alıyorlar.
Diğer kurumları bilmediğim için ITI (http://iti-istanbul.com/cameng/celta) öneriyorum. Hatta şiddetle tavsiye ediyorum :)

*ITI, İstanbul'daki kurum. Ankara'ya da şube açmayı düşünüyorlardı en son, fakat şu anda ne durumda bilmiyorum.

-ÜCRETİ ??
ITI sayfasında fiyatları yazıyor. Ankara için şu anda 30 Haziran full time için £ 1,200.00 diye görünüyor.

**!!! Sayfanın en altında "All fees are quoted with 8% KDV (tax) not included."  notuna dikkat.

-SÜRESİ??
Benim katıldığım full time,4 haftaydı.
Online olanlar ve part time olanlar da var. Part time lar sanırım 2 ay sürüyor.

-DİPLOMA NASIL Bİ'ŞEY?

3 tane diploma türü var.
Pass A- Pass B- Pass
*Detay için 2. bölümü oku

-NASIL başvurmalıyım?

TÜRKİYE'DE KATILMAK İSTEYENLER İÇİN:

ITI
 sayfasına girersen çok güzel yönlendiriyor. Upcoming kısmında kurslar var. Şehirleri ve türleri yazıyor( full-time/online vs).
Oradan hangisini düşünüyorsan sağ taraftaki view details butonuna tıkla ve formu doldur.
Başvuru iki aşamalı:

-Form
-Telefon/skype görüşmesi

Formu doldururken eğitim ile ilgili bir essay yazmanı isteyecek. Onu da yazıp yolladıktan sonra sana ITI'dan başvurunu aldıklarına dair bir mail gelicek ve bir pdf, bir de word dosyası yollayacaklar. Pdf'de Yabancı Dil öğretmenliği okuyanlar bilir have been ve have gone arasındaki fark, auxiliary verbs ya da fonetik gb konuların olduğu dilbilimsel/bilgisi soruları var; word'de ise cevapları yazmak için tablolar.Bunları yolladıktan sonra 1 ya da 2 gün içinde telefon görüşmesinin gününü belirlemek için mail atıcaklar.

Birkaç dosya daha yollayacaklar ve birinde telefon görüşmesinde ne gibi sorular sorulacağı yazıcak. Buna sakıın aldanma. Ben oradaki sorulara göre kafamda birkaç cevap hazırlamıştım. İşte nerde okudun, neden Celta almak istiyorsun, deneyimlerinden bahset gibi....

Görüşmede bana iki tane gramer sorusu sordular. Biri have been ve have gone arasındaki farktı, diğerini hatırlayamıyorum. Bir de birkaç kelime (2 tane somut,1 tane soyut) verip "bunları sınıfta nasıl anlatırdın?" diye sordular. Sordular diyorum ama görüşmeyi bir kişi yapıyor=))
Ben, bizim tutorlardan Nikue'le konuşmuştum :)

Sorular bittikten sonra, telefondaki şahıs, "senin bize sormak istediğin bir şey var mı?" diyor ve istersen kursla ilgili merak ettiklerini soruyorsun.

Bunu da atlattıktan sonra aynı gün içinde kabul edilip edilemediğini mail atıyorlar. Kabul edilirsen hızlı bir şekilde ücretin ilk bölümünü verilen hesaba ve söylenen miktar kadarını yatırıyorsun.
Ücreti biran önce yatırmalısın ki kontenjan dolmadan ön kayıt yapılsın.

Öğretmenler yani tutor'lar hakkında daha sonra yazıcam. Ama bu kurumun güvenilir olduğunu tekrar söylemek istiyorum. Biz ailecek " Çok para yaa, inşallah dolandırılmayız" diye çok düşündük. Başvurmak isteyip de bizim gibi düşünen arkadaşım, umarım bu yazıyı görürsün ve için rahat eder :)

-ANKARA'da NEREDE?

ITI, Bestekar sokaktaki İngiliz Kültür Derneği'yle anlaşmış. Kurs, binanın en üst katında yapılıyor.
Kennedy Caddesi'ndeki Sakal var ya,oradan Esat'a çıkıyomuş gibi yokuşa doğru yürü. İlk sola dön, taksi durağı var. Dümdüz devam et. Aras Kargo'nun yanı.
(http://www.tba.org.tr/)

-KAÇ KİŞİ ALIYORLAR?

Bizim sınıf 12 kişiydi. Daha sonra 2 grup şeklinde ayırıyorlar. Sanırım 12'de tutmaya çalışıyorlar.

Başvuru süreci bu şekilde...

Kursta neler yaptık ?? :
http://basakkaleli.blogspot.com.tr/2014/06/celta-gunlukleri-2.html

CELTA Günlükleri-2

17 Mart-11 Nisan 2014

Kursta neler yaptık.....
***Kursta bize verilen herhangi bir şeyi buraya koymak istemiyorum çünkü kurum tercih etmeyebilir diye düşünüyorum. O yüzden detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım. ;)

Önce şunu söyleyim, gerçekten zor bir kurs. Bana zor olucağını, sosyal hayatımın olmayacağını ve abartmıyorum bir süre dünyadan yok olmuşum gibi olucağını tutor Nikue telefonda söylemişti. Hatta, Ankara'da ailemle yaşadığım için daha da zor olucağını söylemişti. Ben de " ben ne vizeler, finaller gördüm. Bunu mu yapamicam?" dedim İÇİMDEN......

Çok ciddi bir şekilde söylüyorum, kursun ilk iki haftası her gün ağladım ve kendime kızdım. "Ben manyak mıyım, kendime bu işkenceyi neden yaptım, deli gibi para verdik bırakamam da, kendim kaşındım,bi daha asla böyle bi kursa gitmem..." falan diye söylendim.Vallaha da billaha da...
4 hafta boyunca salonu işgal ettim; her yer kağıt, her yer materyaldi. Keşke fotoğrafını çekip koysaydım.
Kurs 8.30-5.00 arası, arada 1 saat yemek molası var. İngiliz Kültür, bizim eve yakın olduğu için 10 dakikada geliyodum. Geldiğim saatten sabah 3'e bazen 5'e kadar bir sonraki dersi planlıyodum ya da ödev yazıyodum.3'te ya da 2'de falan yattığımda da stresten uyuyamıyodum.

Bu dediklerim heves edenleri yıldırmasın, çünkü şimdi, para biriktirsem de Young Learners (http://www.cambridgeenglish.org/tr/exams-and-qualifications/celta/young-learner-extension-to-celta/) diplomasını da alsam diyorum.
Yani zor. Bunu bilerek başvuru yap.

Şunu da ekleyim kurs ne kadar zor olursa olsun ordaki arkadaşlarımı, öğrencileri ve tutorları çok özlüyorum. Onları tanıdığım için çok şanslıyım.

Böyle bi kursa gittiğim için de çok şanslıyım. Eğitim fakültesi mezunu olsam da kursta öğretilenlerin çoğunu bilmiyordum. Hatta üniversitede hiçbir şey öğretilmemiş bize.
Benim için hem çok iyi bir tecrübe oldu hem de "öğretmenlik"/ metodlar açısından bana birçok şey kattı.

Bütün kurs arkadaşlarıma,tutorlara ve öğrencilere selam:)







Süreç şöyle ilerliyor:

Kurs başlamadan 1 hafta önce ITI çeşitli yerlere ilan veriyor. Yetişkinlere 4 haftalık ücretsiz İngilizce kursu diye. Katılmak isteyenler söylenen saatte okula gelip önce yazılı sınava giriyorlar(ilk gün).

Katılımcılarsa
İlk gün sabah 8.30'da okulda oluyoruz, tanışma. Daha sonra kurs hakkında biraz bilgi...Ve ara vermeden önce herkese 2 renk dosya dağıtılıyor. Bu renkler daha sonra grupları belirliyor. Ben, pembe gruptaydım:)
12 kişi 6-6 iki gruba ayrılıyor. Bizim grup 6 kız 6 erkekti. Kendi içimzde de 3kız-3erkek.

2 grup yapılmasının nedenini birazdan anlatıcam.

Ara verildikten sonra gruplardan biri üst kattaki sınıfa çıkıyor. Gruplar da kendi içinde 2'ye ayrılıyor.
Önce öğrencilerin girdiği sınavın cevap anahtarları dağıtılıyor. Her gruba elementary'den advanced seviyeye kadar speaking sınavı için soru veriliyor. Testlerden çıkan puana göre öğrencilere soru soruyoruz ve İngilizce düzeyini belirliyoruz. Bu arada tutorlar da hep yardımcı oluyorlar.
Konuşma sınavı da bittikten sonra tekrar 12 kişi biraraya geldik.

Sonuçlara göre öğrencileri 2 gruba ayırdık; elementary ve intermediate. Bizim de 2 gruba ayrılmamızın nedeni bu. Bir grup elementary; bir grup da intermediate'lara girdi.
(Elementary için face2face; intermediate için de straight forward kitabı kullanıldı.)

2 hafta boyunca bizim grup 10.30-13.00 arası intermediate; diğer grup da aynı şekilde elementary sınıfında ders verdik.
Kursun başında çok detaylı bir şekilde ders planı verildi. Kim neyi, hangi sayfayı,kimden önce anlatıcak diye.
Ama her geçen gün detay azaldı hatta kursun son iki dersini tamamen biz planladık.
2. haftanın sonunda yer değiştirdik. Böylece iki seviyede de ders anlatma şansımız oldu.

Kursun ilk günü verilen plana göre kimin hangi gün anlatıcağı belli. 2 ana gruba ayrıldıktan sonra kendi grubumuz içinde de 2 gruba ayrıldık. Pazartesi 3 kişi, salı diğer 3 kişi ders anlatıyoduk. İşin zorluğu dersi hazırlamak için sadece 2 yarım günün olmasında. Sabahlara kadar çalışmamızın nedeni bu.

Şimdiiii, ders planını öğretmenlik okuyanlar bilir biraz gıcık bir iştir. Kursta da aynı şekilde istenildiği gibi bi plan hazırlamak zorundayız. "Nasıl hazırlanıyor?" dersen, kursun ilk günü adım adım Nikue ( sanırım kendi hazırlamış) English Lesson Planner web sayfası hakkında bilgi veriyor. "Hııı, e o zaman kolaymış" gibi düşünme. İşin en çok vakit alan kısmı istedikleri gibi yani doğru bi şekilde plan hazırlamak. Saatlerini alıyor. Ama şöyle de bi gerçek var kursun sonunda nerdeyse 4 4'lük ders planı hazırlar hale geliyosun ve demo yapmaya gittiğin okullarda ders planını gören "çok profesyonelce olmuş" diye planına hayran kalıyolar. :)

Önce dersi nasıl işleyeceğine karar veriyosun( kursun ilk günleri çok rahat çünkü eline hazır geliyor), sonra ders planını hazırlıyosun ve en son materyal hazırlamaya geliyor.

**-Kurstaki MATERYALi kim KARŞILIYOR?

Kursun ilk günü iki tane guide kitap veriyorlar. Kurs esnasında çok bakamıyorsun ama ders ve ödev hazırlarken bayaaa bi işine yarıyor, güzel kitaplar. Anlatacağın dersin malzemelerini hazırlama fikri tamamen sana kalmış. Kursun yapıldığı yerde bizim için bi fotokopi makinesi vardı. Yani kağıt ve fotokopi okuldan.
Kullanılacak kitapları da ITI veriyor. Ama benim gibi renkli çıktı takıntın varsa cebinden veriyorsun.

Materyalden de bahsettikten sonra önemli bikaç şey daha yazayım.

Kursta herkes 45 dakika ders anlatıyor. 2. gün anlatmaya başlıyorsun tabii ki tanışmayla. Grup arkadaşlarınla tanışma aktiviteleri planlıyosun. Kursun ikinci günü bu şekilde geçiyor. 3. günde son hız, ders anlatmaca.
Dediğim gibi 10.30-13.00 arası bizler ders anlatıyoruz ve her sınıfta 1 tutor oluyor. 45 dakika boyunca seni izliyor ve verdiğin ders planı, materyaller önünde senin hakkında not alıyor. Aynı şekilde ders anlatmayan grup arkadaşların da senin hakkında not alıyor.

Öğle arasından sonra okula tekrar geliyosun ve ,2 grup birlikte, 16.30/ 17.00'e kadar tutor'lar ders anlatıyor (input). Fonetikten tut da Latin alfabesi kullanmayan ülkelerde İngilizce öğrenmenin ne kadar zor olduğuna kadar anlatıyolar. Her dersin sonunda yeni bir şey öğreniyosun. Kurs esnasında kafan bilgi çöplüğüne dönüyo, telaşlanma. Sonradan hepsi yerine oturuyor.

Ertesi gün 8.30-9.30 arası tutor ve grup arkadaşların, bir gün önce yaptığın ders hakkında feedback veriyor. O gün ders anlatıcaksan 10.30'a kadar  hazırlıklarını yapıyosun ve rutin başlıyor...

Diplomayı almak için 6 saat ders anlatman gerek ve belli bi süre gözlem yapmış olman gerek.Gözlem için de yine plan hazırlanıyor. 3 kişilik gruplar halinde, İngiliz Kültür'deki yabancı öğretmenlerin dersine girip not alıyorsun. Daha sonra tutorlar, derse girmiştir diye bi formu imzalıyolar. Ya da bütün grup, birlikte 90 dakikalık ders videoları izliyosun.
Bu formlar portfolyolarda duruyor. Kursun ilk günü herkese büyük klasörler veriliyor. Bu klasörlerin içine yaptığın her şeyi koyuyorsun. Klasörler de tutorların odasında duruyor.
Kusrun son günlerinde Cambridge Üniversitesi bünyesinde çalışan biri geliyor ve bütün klasörleri inceliyor. Tutorların notlarına bakıyor ve son olarak da gruba, kurs-tutorlar-kurum hakkında fikirlerini soruyor. Genel bi konuşma yapıldıktan sonra gün boyu tutorların odasında olucağını özel konuşmak isteyen olursa yanına gelebiliceğini söylüyor.

***** Kursta nelere göre dikkat etmeliyim???
Öncelikle tutorların Teaching Practice (TP-ders anlatımı)'lerden sonra yaptığı feedbackleri çok iyi not al ve diğer derslerinde bu noktalara dikkat et.

Örnek: Bize kursta öğrencilere "Am I clear enough?, OK?, do you understand me?" gibi soruların sorulmaması gerektiğini çünkü öğrencilerin bu sorulara hep "yes" cevabını vericeklerini söylediler. Bu soruların yerine CCQ yani Concept Checking Question'ların sorulması gerektiği söylendi.
Şöyle yani, "bu alıştırmada şunları şunları yapıcaksınız, anladınız mı?" yerine; talimatı verdikten sonra "bu alıştırmada ne yapıcak mışsınız?" diye sormak gerekiyormuş.
Ders planını çok özenli hazırla.
Materyaller düzgün, anlaşılır ve seviyeye uygun olsun.
Kullandığın her materyalin altına nereden aldığını yaz (hangi kitap,hangi site gb).
Derslere full katılım
ÖDEVLER!!!!  istenildiği gibi ve zamanında

Ödevler konusuna gelmişken, kursu bitirmek için sadece bu ders anlatımları ve inputlar yeterli değil bir de 4 tane essay yazman gerekiyor.
Bu ödevlerin verilme ve teslim tarihi, kursun başında verilen zaman çizelgesinde yazılı oluyor.
Bize verilen ödevlerin konusu şöyleydi:
-özellikleri verilen bir sınıfa göre verilen bir materyalden pre-while-post reading egzersizi hazırlamak, ders planı gibi yani
-verilen cümle ve kelimeleri dilbilimsel/bilgisel inceleme
-kurstaki öğrencilerden birinin okuma-yazma ya da gramerdeki eksiğine yönelik egzersiz hazırlama
-son olarak da kurstaki gelişimimizi anlatan bir essay.

Bu ödevleri, her grubun kendi tutoru okuyup değerlendiriyor. Ödevi nasıl yapman gerektiği, kelime sayısı kısacası her şey ödev dosyalarının içinde mevcut. Eğer bi yeri yanlış yaptıysan ödev geri dönüyor ve tekrar yapıyorsun yine olmazsa tekrar dönüyor. Sonuncusu da olmazsa o ödevden kalıyorsun. Bu pek hoş bir şey değil tabii.

*Özellikle ödevlerde ve kurs sürecinde her zaman yanımda olan, bana yardım eden Başak's team e çok teşekkür ederim. Sizi seviyorum :)

Ödevden hemen sonra diplomayla devam ediyim:

Her TP'den sonra tutor detaylı bi kağıt veriyo ve kağıdın en altında o dersten aldığın not yazıyor. Standard-Standard(strong)- Above Standard gb.

Pass A almak için anlattığın bütün derslerden( toplam 6 saat ders anlatman gerek bu da 8 ders saati demek çünkü dersler 45 dakika) above standard alman gerek. Yani ders planın standardın üstünde hazırlanmış,materyal,ders anlatımı, kullandığın dilin seviyesi, öğrenciler hedeflenen dili ders boyunca kullanmış.....Pörfetto bi ders yapmışsın demek... Pass B için de sanırım 2 dersin standard(strong'a yakın) olabilir, geri kalanı above olması gerek.Pass için de verilen her şeyi doğru düzgün yapıp "standard" almışsın demek.

* Kurstan Pass almak da önemli bir şey, küçümseme. Ama keşke hak etmeyenlere ya para iade edilse ya da ekstra başka bir şeye daha katılması gerekse. Çünkü bazen insanlar sanırım tempodan kaynaklı, hazıra konmaya başlıyolar. Senin materyalini kullanmak istiyolar ya da en kolay dersi almaya çalışıyolar. Ders anlatırken ki isteksizlikleri ya da gerektiği özeni vermediği anlaşılsa da onlara da Pass verilmesi haksızlık...


Biz bütün grup, kurs başladığında "Pass A alıcaz" diye başladık. 1. haftanın sonunda "Pass B olsun o da yeter" dedik ve son hafta "Allaaaaamm nolur geçiyim yeter yaaa " diyoduk. Tabii bunu kursun sonunda hep birlikte yemeğe gittiğimizde birbirimize itiraf ettik =))

Genel olarak süreç böyle. Dediğim gibi çok yoğun ama çok güzel şeyler öğreniyosun ve bence bir öğretmenin bilmesi gereken şeyler. Kendi üniversitemi düşününce 5 yıl boşuna okumuşum diyorum. Çünkü kursta yaptıklarımızın çeyreğini bile okulda yapmadık.

Tutorlar, bu alanda çok bilgili. Güvenebilirsin. Söylediklerini yapman yeterli.
Bizim tutorlar Simon Phipps, Nikue Gardner ve Liz'di.

Hani "ilkokulda şöyle bi öğretmenim vardı, tam bir öğretmendi" deriz ya.. Benim nadirdir böyle öğretmenlerim, SIMON PHIPPS de onlardan biri. ITI, böyle bir öğretmenle çalıştığı için çok şanslı. Adam derya deniz. Espirili, yardım sever, çok güzel ders anlatıyor. Bize yaptığı örnek ders anlatımında 45 dakikada rusça naber iyiyim adım şu görüşürüz demeyi öğrendik.

Açıkçası kursun ilk 2 haftası benim için çok zor geçti. Çok gergindim, hata yapmaktan korkuyodum. Bir şeyler öğrenmektense" acaba bu yaptığımı tutor beğenir mi?" diye düşünüyodum hep. 2.haftanın sonunda tutorlar değişti ve ben "hata yapıcam, Simon bana doğrusunu anlatıcak" diye derslere gittim. "Simon'dan bugün ne öğrenicem" diye mutlu girdim derslere. Hem öğrendim hem de öğrendiklerimi anlattığım derslerde kullanmaya çalıştım ve eğlendim. Simon, "öğretmen" kelimesini hakkıyla dolduran biri.
Umarım kursta senin de dersine girer:)

İşte böyle

Kurs sonrası neler oluyorr?? yakındaa :))

6.12.2012

İrlanda - 4

Sıradakiiii





 Doolin - The Cliffs of  Moher - Bunratty Castle
Yani Co Clare bölgesi=)

Arabayla seyahat ettiğimiz için yol üzerindeki köyleri görme imkanım oldu.Ballvaughan 'da geçerken uğradığımız yerlerden biri.
Israrla tavsiye ediceğim, " ALLWEE CAVE " . Burası bi park,oldukça büyük bi park aslında. İçinde Burren Birds of Prey and Education Centre diye bi yer var; eğitimli baykuş, atmaca, şahin gibi yırtıcı kuşları görmek istersen bu parktan memnun ayrılıcağını düşünüyorum.Yalnız , mağara ve parkın giriş ücretleri ayrı.










AILLWEE CAVE' den sonra yolculuğa devam edelim....Yol üzerindeki şirin köyleri ve inanılmaz büyük irish evlerini görüp büyülendikten sonra sırada Doolin var....
Doolin,
hayalimdeki İrlanda diyebilirim.
Hayalindeki İrlanda nasılmış?? dersen:
Böyle "yemyeşil" tepelerde tek tük evleri,virajlı yolları olan şirin minicik kasabalardan oluşan bi ülke.
Sanırım bu fikir P.S I LOVE YOU filminden kalma=)
Doolin'de kaldığımız yer aynen böyleydi. Virajlı dar yollar,hobitlerin evleri gib minik yeşil tepeler....Kasaba o kadar samimi ki...3tane bar var, insanlar akşamları barların birinde toplanıp çene çalıyo.HerkeS birbirini tanıyo.Şakalar-espiriler-şarkılar...Harika!
Bölgede meşhur Cliffs of Moher (klifs of Mohır) var.Havanın açık olduğu bi gün gitmelisin ki kayalıkları görebilesin.Ve rüzgara dikkat et çünkü gerçekten çok güçlü esiyo. Clifflerde yürümenin dışında alternetif olarak tekne turuna katılabilirsin. Balinalar eşliğinde civardaki adaları görme şansın olur =)

Bu Clifflerden biri "Hag's Head" hakkında bi de efsane var:
Clifflerin tam karşısında kadın yüzüne benzeyen çok büyük bi kaya var. Efsaneye göre yaşlı bi cadı "HAG"(Gaelic dilinde Cailleach) Brigit ya da Mal, yakışıklı bi irish'e "Cu Chulainn" aşık olur. Fakat Cu, Mal'e karşı bişey hissetmemektedir ve ondan kaçmak için bütün İrlandayı dolaşır. Bu macera Loop Head ,Güney Clare'de son bulur. Mal,yakışıklı irish'ini yakaladığını düşünür ama Cu uçurumdaki taşları merdiven gibi kullanarak cadıdan kaçmayı başarır... Fakat Mal, sevdiği adamı yakalamaya çalışırken uçurumdan denize düşüp parçalara ayrılır. Kanı bütün denizi boyar...Hikaye böyle son bulur. Denizse lanetlenmiştir. Loop Head'deki dalgalar ; o kadar güçlü, o kadar gürültülüdür ki adeta acı acı bağıran, ölüm ve felaket haberleri veren bi cadının yükselen sesinin, dalgalara hapsolduğuna inandırır seni. İşte bu yüzden bölgedeki dalgalara cadının adı verilmiş "Tonn Mhal".

Clifflerin başka bi özelliği ise Leap Year-Harry Potter gibi meşhur filmlere ev sahipliği yapmış olması.
Clifflerle ilgili söyleyeceklerim bu kadar ama tekrar hatırlatıyım diyorum; Cliffs of Moher'a rüzgarsız bi günde gidilmeli. Aksi takdirde muhteşem manzarayı göremezsin ve çok tehlikeli olabilir. Bölgeden nerdeyse her yıl kayıp ve ölüm haberleri alınırmış....Cadının lanetinden olsa gerek.....
Ayrıca Doolin'de denize girmek de tehlikeli çünkü dalgaların yüksekliği rekorlar kitabına girmiş. Hem rüzgarlı hem de dalgalı olduğu için Doolin'de sörf yapmayı tercih eden çok sayıda sporcunun hayatını kaybettiği de kasabalılar tarafından anlatılır.
İşte böyle....






Aşağıdaki linke tıklarsan Maroon 5 eşliğinde Cliffs of Moher'ı ve bahsettiğim dalgaları izleyebilirsin :
http://www.youtube.com/watch?v=UzCcgwtvOf0


Ennis, Navan'dan biraz büyük bi kasaba...Çok fazla tarihi bi durum ya da atraksiyonlu bi olay yok.
Ennis'den bikaç fotoğraf:







Sıradaki Bunratty Castle :

İçinde kalesi olan ve klasik irish evlerinden oluşan turistik bi bölge=)
Tavsiyem, Bunraty'de 1 gün kalman....Çünkü akşamları irish gecesi yapıyolar ama her yerde olduğu gibi gitmeden önce rezervasyon yaptırman gerek. Biraz da tuzlu =) Yine de daha önce izlemediysen paraya kıy derim ben.

Neyse Bunratty kalesi 1425 yılında inşa edilmiş, 15. ve 16.yy a ait motiflerle ve eşyalarla dekore edilmiş büyük bi kale. Çok büyük bi park düşün,içinde kale var ve etrafında da eski irish evleri...Harika bi yer!!!!
En önemli özelliğide parkın içinde turistlere o dönemi yaşatmak için Gaelic konuşan ve dönemin kıyafetlerini giymiş oyuncular var. Onlarla sohbet edebiliyosun ve sana o dönemde olan olayları anlatıyolar. Sanki o dönemdesin ve yerel halkla konuşuyomuşsun gibi oluyo.Çok eğlenceli!!!
Bunratty'deki evlerden ve kaleden bikaç fotoğraf :


İşte klasik irish evi....Bu çatılara thached deniliyo....Irish thached cottages.
 Evlerin içi.....




Kalenin sahipleri...
















Köyün içi böyle...Tam bir irish köyü yani....Tabii evlerde kimse yaşamıyo=)

Batıyla ilgili anlatıcaklarım bu kadar.....Sırada Northern Ireland var ;)

Slan!
=)

5.11.2012

Comenius Dil Asistanlığı


Bu programı merak edersen diye...

Öncelikle Comenius Dil Asistanlığı Programı nedir ne değildir konusunda araştırma yapmak için en doğru kaynağa bakalım:

Yukarıdaki linkten gerekli bilgileri aldıktan sonraaa sana başvuru - başvuru sonrası bekleyiş - sonuçların açıklanması - "host okul" ile iletişim - Ulusal Ajans'ta yapılan toplantı - okulu dondurmak - vize işlemleri - ücret - asistanlık süreci- proje bitimi hakkında bikaç bişey anlatıyım istiyorum.

Şimdi,
Başvuru sürecinde önce Ulusal Ajans'tan, internet üzerinden bi hesap aldıktan sonra başvurmak istediğim projeyi seçtim ve kimlik numaram vs gibi bilgilerimi siteye kaydettim. Birkaç dakika sonra *UA (Ulusal Ajans) 'tan sisteme kaydedildiğime dair mail geldi. Yanlış hatırlamıyosam ocak (2011) ayındaydık. Daha sonra şubata doğru 2011 - 2012 sözleşme metni yollandı. Bu sözleşmede tercih ettiğin ülkeler, okul çeşitleri, bölge olarak tercihin (köy-kasaba-şehir....), çalışmak istediğin yaş aralığı; projeye neden katılmak istediğin, AB ülkelerinde ne gibi beceriler kazanmayı hedeflediğin ve geri geldiğinde ülken için edindiğin bilgileri nasıl kullanıcağın.... gibi ve özgeçmişin hakkında bikaç soru var. Bu son kısım en önemli olan bölüm.

NOT : Ayrıca yazdığın her şeyden puan alıyosun. Devlet okulunda okumak +puan kazandırıyorr.

Bahsettiğim kısma, seni yönlendirmek için 7 soru koymuşlar. Hepsine detaylı cevaplar verdiğinde zaten (okuduğun okulları - ilgi alanlarını - AB ülkelerindeki eğitim sistemi hakkındaki düşüncelerini) yapmak istediklerini anlatmış oluyosun.
***Bu süreçte bana inanılmaz derecede yardım eden anneme ve Bujum'a teşekkürler =)
Burdaki asıl olay, AB ülkelerinin eğitim alanındaki gelişmişliğini ballandıra ballandıra anlatmak ama aynı zamanda ordaki gelişmeleri en güzel şekilde ülkeme yararlı bi genç olabilmek için uygulayacağım vurgusunu da yapmak. Öğretmenlik hakkında neler düşündüğünü de eklemeyi unutma.Bunun yanında müzik - resim - spor gb alanlarla ilgilenenler artı puan kazanıyo, çünkü Avrupa'da matematik-fende iyi olmak pek bişey ifade etmiyo.Spor yapıyo musun??Enstrüman çalıyo musun diye soruyolar adama,çok yönlü olmak önemli...

Neden böyle AB'yi övüyoruz dersen de :
Bi kere hangi bölümden başvurursan vur, bir de ingilizce belge hazırlaman gerekli. Ben fransızca öğretmenliğinde okuyorum ve bu yüzden 3 dosya hazırladık.
İngilizce istemelerinin nedeni UA'a yollanan CV 'lerin hepsi, Avrupa'daki merkez ajansa yollanıyo. CV'lerden bi havuz oluşturuluyo. Host okullar,yani asistan isteyen okullar hangi dilde,kaç asistan istediklerini bu merkez ajansa bildiriyo.
***Host okullar için, asistan adaylarının sosyal becerileri çok önemli. Bunun nedenini biraz sonra anlatıcam.

Dediğim gibi host okullar isteklerini ajansa yolluyolar. Merkez ajans da okulların istekleri doğrultusunda CV havuzundan asistan adaylarının CV'lerini host okullara yolluyorr.Host okulun işine gelirsen sana davet maili geliyor.
İşte bu yüzden AB 'nin eğitim sistemini ballandırmak gerekiyor.

NOT : Maili genelde okul müdürleri yolluyo ve yine genelde okul müdürleri "support teacher"- "mentor" yani  danışmanın oluyor. O ülkede kaldığın süre boyunca senden sorumlu olan kişi. Bi problem yaşadığında gitmen gereken ilk kişi....

Asistanlık nedir pekiii????!!!!
Ben projeyi ilk duyduğumda dil asistanlığını, gittiğim okulda bi fransızca öğretmenine asistanlık yapıcam diye düşünmüştüm. Anlaştığım okuldan davet mektubu alana kadar da böyle sanmaya devam ettim. Daha sonra okulun müdürü bana, projeyi ve benim sorumluluklarımı-benden beklenenleri anlattı. Meğer okulda fransızca öğretmeni BEN olucakmışım!!!!

Başak : " E benim hiç deneyimim yok kiii!!!"
Okul müdürüm: " Olsun sorun değil, en iyi şekilde edinmek için bu projedesin ve biz sana her konuda destek olucaz."

Peki sosyal beceriler neden önemli???
İşte bütüün o sosyal birikimin, varsa müzik-el-spor becerin burda işin içine giriyo.
Anlaşmaya göre, host okul bizi 12 - 16 saat kadar çalıştırabiliyormuş. Bu saatler içinde fransızca derslerinden arta kalan zamanlarda diğer öğretmenlere sınıf içi - dışı aktivitelerde yardım edilicekmiş. Ne gibi yanii?? 
Şöyle yaniii:
Çocukların yaptığı resimleri panoya asmak, okuma saatinde çocukların okumalarını dinlemek gerektiğinde düzeltmek, ödevlerini kontrol etmek, geziye giderken sınıf öğretmenine eşlik etmek. Christmas gibi özel günlerde müzikli bi gösterinin hazırlanmasına yardımcı olmak, beden eğitimi dersinde çocuklarla futbol ya da basketbol vs oynamak. Resim dersinde çocuklara yardımcı olmak........... gibi.
En eğlenceli kısmı yani =)
***Asistanlık saatinde öğretmenleri gözlemlemek bana çok şey öğretti. Hem dil açısından hem de uygulanan metodlar açısından.

Proje hakkında bilinmesi gereken en önemli şeyi (asistanlık ve öğretmenlik), UA'dan değil de kabul edildiğin okuldan öğrenmenin şokunu atlatınca bu sefer vize-pasaport-uçak biletleri-okul dondurma işlerine yoğunlaşıyosun.
İrlanda, ne renk pasaportun olursa olsun yine de vize istediğinden dolayı, 1hafta boyunca G.O.P 'daki (Ankara için) İrlanda Büyükelçiliğine gidip gelme dönemi başlıyo.
Biletler alınıyo, host okuldan davet mektubu geliyo geriye bi okul dondurma işlemleri kalıyo. Bunu da hallettikten sonra heycanla beklemeye başlıyosun....

Projeyle ilgili çok önemli bişey daha söylemem gerek...Malum , ben fransızca bölümünde olduğum için ve hep bi fransızca öğretmenine asistanlık yapıcağımı düşündüğüm için ülke tercihime Fransa-Belçika ve bikaç ülke daha yazmıştım. İrlanda'yı hiç düşünmemiştim (her zaman İrlanda'ya gitme hayali kurmama rağmen).
Çünkü asıl amacım fransızcamı geliştirmekti....Ama tercih listemde bile olmamasına rağmen İrlanda çıktı. Okuldan başka bi arkadaşıma da yazmadığı halde İtalya. Bu yüzden ülke konusuna çok takılma=)

Geriye bahsetmediğim bi ücret konusu, proje bitimi ve yapılan toplantı kaldı sanırım.
Host okuldan cevap aldıktan hemen sonra UA, bütün asistanları Ankaradaki binalarında toplantı yapmak üzere toplar. Eski asistanlar ve UA çalışanları proje hakkında çok önemli bilgiler verir. Bu yüzden bu toplantıya katılmanı tavsiye ederim.
Ücret konusuna gelince,
UA her ülke için ayrı bi bütçe hazırlıyo diye biliyorum fakat emin değilim. Ama mantıklı geliyo çünkü İspanya'ya gitmek üzere aldığın ücret; İngiltere-İrlanda ya da Fransa'da yeterli olmıyacaktır. Bu yüzden miktar hakkında bişey yazmak doğru olmaz diye düşünüyorum.
Ama şunu söyleyebilirim; host okulla anlaşma yaptıktan sonra UA toplam ücretin bi bölümünü hesabına yatırıyo. Bu paradan uçak biletini ve gittiğin ilk bikaç ayın masrafını çıkarabiliyosun. Daha sonra toplantıda belirttikleri aylarda ve yine toplantıda belirttikleri miktarı ödüyorlar.
***Yine de bu proje için ücret konusunda aile desteği şart gibi geliyo bana...

Proje bitimini henüz deneyimlemedim=)
Ama UA doldurmamız gereken sözleşmeye benzer bi pdf dosya yolladı.
Asistanlık sürecini anlatmamızı istiyolar. Bu dosyayı teslim ettiğimde kalan son ücretimi alıcam.
Birde sertifikamsı bişey vericekler sanırım.
**Bu yüzden asistanlığın boyunca okulda deneyimlediğin şeyleri not almanı tavsiye ederim. Asistanlık sonrası UA için hazırlıyacağın dosyaya koyabilirsin ;)


AB ülkelerinin asistanlarına, asistanlık bitiminde bi sertifika veriliyo. Bu sertifika, asistana AB ülkelerinde uzman olduğu branşı yapma hakkı veriyo. Maalesef bu olay Türkiye' de henüz yürürlüğe girmedi. Sanırım UA bunun için çalışmalar yapıyo...

Benim asistanlık sürecimeden bahsediyim biraz.
Slane adında bi köyde, bi ilkokulda çalışıyorum. Proje sözleşmesinde tercih ettiğim gibi öğrenciler 4 ve 12 yaşları arasında..
35 hafta için anlaşma yaptık.Şu anda sadece 3haftam kaldı.
Haftanın 3günü 9.20 - 3.00 çalışıyorum. Süper dimi??? =)
Çalışma saatlerinin dışında gezi olduğu günler ya da olağanüstü bi durumda, okula gidip onlara yardım ediyorum. Bunu ücretli yapan asistanlar da var ama ben çalıştığım okulu-öğretmenleri ve öğrencileri çok seviyorum. Bu yüzden onlarla vakit geçirmek hoşuma gidiyo,ücret talep etmedim.

Biraz yukarda,mentor 'dan bahsetmiştim. Bu konuda çok şanslıyım. Çünkü İrlanda'ya ilk geldiğimde kalıcak yerim yoktu. Müdür, "ülkeye geldiğinde ev ararız, internet üzerinden anlamak zor" demişti. Ev kadar, evi paylaşıcağın insanlar da çok önemli...Bu yüzden varınca ev işini halletmeye karar verdim.
İlk geldiğimde ev bulana kadar yanii yaklaşık 2hafta,müdürümün evinde kaldım....

Karşılama olayı çok önemli, havaalanından sonra naptın?? dersen,
Müdürüm,Liz, bana zaten havaalanına geldikten sonra yapmam gerekenleri mailde anlatmıştı. Navan diye bi yere gidicektim. Oraya giden otobüse bindim ve geldiğimde beni karşılamak için okulda çalışanlardan birinin, Liz'in toplantısı olduğu için onun yerine geldiğini öğrendim.
Beni almaya gelen Anne adında bi irishdi=)
Evine gittik, beni ailesiyle tanıştırdı ve birlikte yemek yedik...Ve daha sonra bütün önemli olaylarda (Christmas-St.Patrick's Day gb) beni evinde ağırladı. En son birlikte geleneksel irish yemekleri yaptık, she's my irish mammy =) Anne, benim İrlandadaki annem oldu....
Okul ve öğrencilere gelince,
Bazen Katolik okulu olduğu için mi diyorum ama hayır İrlanda' daki çoğu okul böyle, çok disiplinliler. Çocuklar 4 yaşından itibaren öyle bi eğitim alıyolar ki, teneffüs saatlerinde "oğlum koşma,vurma arkadaşına!!!" , "kızım çekme arkadaşının saçını" gibi bişey duymadım. Çok sistemliler, her şey tıkır tıkır.... Çocuklar çok saygılılar.
Ama itiraf ediyorum, ilk günler zordu... Çocuklara alışmak, eğitim sistemlerini anlamak, teknoloji ötesi araç - gereçleri kullanmak....Bide bölümdeyken hazırlamaktan fenalık geçirdiğimiz ders planının gerçekten işe yaradığını görmek çok tuhaftı =)

Son olarak,
Dil asistanlığı, yurt dışında yaşamak ve öğretmenlik hakkında benim için muhteşem bi fırsattı...


Anlatmam gereken ama atladığım bişey var mı bilmiyorum....Sorun varsa yazabilirsin....
Umarım sen de benim gibi harika bi asistanlık geçirirsin!!
İyi şanslar,
=)

5.06.2012

İrlanda - 3



hey there!! =)
batıyla devam ediyorum.
Batıda mutlaka git diyeceğim Galway - Doolin - The Cliffs of  Moher - Bunratty Castle var.
Doolin-Bunratty ve Cliffs of Moher'a  arabayla gittim. Bu yüzden otobüs konusunda bi yorum yapamayacağımm. Ama otobüsün gittiğinden eminim=)

Galway' e otobüsle gittim.
Yaniii sabah erkenden Dublin'e Busaras'a, ordan da Galway otobüsüne bindim.
Direk Galway'e giden otobüseler yok mu dersen , var ama ben kasabaları görmek istediğim için 5saatlik bi yolculuk yaptım (sadece gidiş 5saat).
Pek tavsiye etmiyorum çünkü çoğunluğu otobanda geçti=))

Bu şehir deniz kenarında ve güzel bi yer. Mis gibi deniz havası var...
Sonraa , Quay Street'de güzel barlar var. Hatta bişeyler içmek için The Quay's e girebilirsin.

Galway'de bir güzel arkadaş kazığı yedim bundan dolayı yaklaşık 3 buçuk saat kalabildim. Maalesef bu güzel şehir hakkında detay veremiyorum.
Ama Galway çevresindeki köyler , şehir merkezinden daha güzel.

*Galway' e giderken şu şarkıyı dinle:



The Quay's




The Quay's





Burda hemen bi dipnot yazıyım istiyorum:
"İrlanda - 3" bölümünü bikaç gün önce yazmaya başlamıştım. Daha sonra tesadüfen hafta sonu Galway'e tekrar gitme şansım oldu.
Galway 'den bikaç saat önce dönmenin keyfiyle sıcağı sıcağına yazıyım dedim.
"Daha önce yazdıkların nelerdi peki ??" diye sorarsan, işte girişi bu yüzden silmek istemedim.
Neyse ki bu sefer anlatıcak bikaç şeyim var.

Şimdiii hemen haritadan gittiğim yerleri gösteriyim:




Gördüğün gibi Galway'den başlayıp daha sonra Oughterard 'a kadar uzanan uzuun bi tur yaptık=)


*Yıldızın olduğu yer kaldığım köy.

"THE WEST IS THE BEST"
sözüyle Galway'i anlatmaya başlayabilirim sanırım=)
West Co Meath sınırını geçip resmen West bölgesine girdiğimizde arkadaşım bu sloganı atıp SAWDOCTORS isimli bi grubun cd'sini koydu. Sonra hemen "madem batıya gidiyoruz, batılı bi grup dinlememiz gerek" açıklamasını yaptı =)

Baştaki sloganın nedenine gelince :
Tabii ki batı İrlandalıların söylediği bişey bu ama bence ve arkadaşımın anlattığına göre ; İrlanda'da "irish" yani " Gaelic" konuşulan bikaç bölge var ve yoğunluk batıda. Bu yüzden batıdaki şehirler daha bi irish kokuyo, barlar daha bi irish. Aksan daha bi farklı, böyle "R" lere basa basa konuşuyolar...
Bu yüzden batı en iyisi diyolar.
Belki bunların arasına okyanus kenarında olması da eklenebilir; her ne kadar toprak için olumsuz bi etki yaratsa da....
Devam ediyorum,
2. gidişime rağmen "Galway'in merkezindense kasabalarını tercih ederim" fikrim yine de değişmedi. Arabayla gittiğim için ve kasabada kalıcak yerim olduğu için şanslı sayıyorum kendimi. Ama böyle bi imkanın olmassa da üzülme çünkü the west gerçekten the best =)
Galway'de dediğim gibi daha geleneksel barlar var ve nerdeyse her akşam geleneksel müzik çalınıp dans ediliyorrr.
Ben, Kilconnell kasabasında kaldım. Fırsatın olursa git gör. Bu şirin irish kasabasında Arrabawn adında bi tereyağı fabrikası var.
Galway şehir merkezi dışında mutlaka gör dediğim bide Connemara (Konnmaara) var. Bu köy, Irish Gaelic konuşulan bölgelerden biri. Gittiğinde dikkatini çekicek olan ilk şey, bölgede çok fazla gaelic okulun olması. Nedeni, ailelerin çocuklarını yaz tatillerinde gaelic öğrenmeleri için Connemara'ya yollaması.
Bu amaçla köye giden çocuklar, bölgede yaşıyan ailelerin yanlarına yerleştiriliyolar ve böylece sabah akşam gaelic konuşuyolar. Bence bunu daha yaygın hale getirmeliler çünkü gaelic  kendi dilleri... Neyse, Connemara' ya gitmişken ordan hemen birbirine köprüyle bağlanmış adalara geç derim." Lettermore Island".

Yok ben sadece Galway merkezi görücem diyosan otobüsten ya da trenden indiğin zaman (duraklar aynı yerde) zaten tam merkezine inmiş oluyosun. "Eyre Square" Galway 'in göbeği. Aslında bence haritaya gerek yok ama istersen otobüsten indiğin caddenin bi alt sokağında İnformation office var. Ordan haritanı aldıktan sonra da görüceksin ki  Eyre Square ve hemen arkasındaki barlar sokağı ya da shop street - the quay street' den başka pek bişey yok. Bi tane müze var. O da deniz kenarına doğru yürüdüğünde Father Griffin yoluna doğru yani, hemen sol kolda The Spanish Arch var onu geçtiğin zaman müze, yine solunda kalıyo.

*Bu caddeye geldiğinde sağında River Corrib' i , sol tarafında da denizi görüceksin.

Bunun dışında gidebiliceğin "GALWAY BAY", kristal fabrikası, Galway Cathedral , Galway College ve National University of Ireland Galway-* içinde araştırma hastanesi var.

Unutmadan,
Galway biraz pahalııııı =)
Benim gibi magnet takıntın varsa Dublin' deki Galway magnetlerini al derim. Yoksa 5 eurodan başlayan magnet fiyatları dudaklarını uçuklatabilir!!!
Hediyelik eşya için dersen , Galway 'de diğer şehirlerde de olduğu gibi büyük bi alışveriş merkezi var. Biri Eyre meydanında diğeri de shop street 'i kesen sokakların birinde.
Ama souvenir shop tarzında bi yer için 46 William Street 'deki mavi bina Treasure Chest 'i öneririm.

Son olarak " Galway 'de çok ünlü bi şehir, pekiiii Dublin mi Galway mi ? " derseeeeen ,
GALWAY derim. Sen de fark edeiceksin Galway çok irish =)
Çok sıcak bi havası var. Tabii hava durumundan bahsetmiyorum çünkü İrlanda'nın en soğuk ve yağmur alan bölgesi =))
Sokaklar, sokak sanatçılarıyla dolu. Çok canlı!! ve  Dublin' den daha güvenli...

O zaman bu seferkini birlikte söyleyelim : THE WEST IS THE BEST !!!!!! 


Connemara


Connemara


Galway - River Corrib


                                                  









                                                          











Galway ve İrlanda hakkında  YENİ notlar yok mu??? dersen İrlanda ve Notlar - 2' ye tıkla :
http://basakkaleli.blogspot.com/2012/05/irlanda-ve-notlar-2.html


Eee, ben Doolin ve Bunratty Castle 'ı merak ediyodum!!! dersen , pek yakında ;)

Slan !!!